Coğrafyadan vatana dönüşüm azim ve doğru izlemler doğrultusunda gerçekleşen
zorlu bir süreci kapsar. Orta zamanlar Anadolusu’nun Türkleşme serüveninin ortaya
konulması yaşanılan süreçler kadar zorlu bir alan olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu
çalışma ile Anadolu’nun bütününde merkezi ve otoriter bir Türk siyasi teşekkülünün
tam hâkimiyeti söz konusu olmazdan evvel yaşanılan süreçler sınırları belirlenmiş bir
coğrafi bölge üzerinden ortaya konulmuştur.
Bu spesifik ve teritoryal (bölgesel) çerçeve kapsamında Anadolu’ya
gerçekleştirilen akınlarda stratejik bir niteliğine haiz olan Kelkit havzası özelinden
hareket ederek söz konusu coğrafyada Türkleşme mefhumunun gelişim safhaları
mekânsal bir bağlamda ele alınmıştır. Bu minval üzere tarihsel süreç Malazgirt Meydan
Muharebesi öncesinde Tuğrul ve Çağrı Beyler ile başlayıp sonrasında Danişmendli,
Saltuklu ve Mengücekli Beylikleriyle Selçukluların bölge üzerinde hâkimiyeti hem
kendi aralarındaki hem de yerel güçlerle giriştikleri mücadeleler üzerinden ortaya
konulmuştur. Nihayetinde Türkiye Selçuklu Devleti adlandırması ile süreç
tamamlanmıştır.
Bu çalışma tamamlanana kadar tarihi coğrafya bakımından değerlendirilmeye
tabi tutulmamış olan Kelkit havzasının Malazgirt Meydan Muharebesi’nden sonra
Anadolu’nun ele geçirilişinde pek kıymetli bir üs olduğu sonucu ortaya çıkmıştır.
Nitekim bölge üzerinde Bizans, Ermeni ve Gürcü kuvvetlerinin etkinliğinin kırılması
artık Anadolu’da Türk yerleşimine muhalif bir tavır sergilenemeyeceğinin de
göstergesiydi. Medeniyetlerin kavşağı konumundaki Anadolu coğrafyasında tarihsel
varlığın daha güvenilir ve daha derinlikli bir zeminde meydana çıkarılması mikro (dar)
araştırmaların nitelik ve niceliğine bağlıdır.
Transforming a region into a homeland involves an difficult process that requires
both perseverance and effective strategies. Describing the Turkification of Anatolia
during the Middle Ages is as difficult and complex as the processes and stages it
actually involved. In this study, the processes preceding the establishment as well as the
complete domination of a central and authoritarian Turkish political entity in Anatolia
were evaluated by focusing on a geographical area with specific delineations.
Within this specific and territorial (regional) framework, the progress and stages
of Turkification in the Anatolian region were addressed from a spatial and geographic
perspective by looking at the Kelkit basin in particular, which held significant strategic
importance for the Turkish movement and incursion into the region. In this context, the
historical process that started with the reign of Tughril Beg and Chaghri Beg before the
Battle of Manzikert, and which later continued with the Danishmends, Saltukids and
Mengujekids, finally ending with the domination of the Seljuks over the region, was
described from the standpoint of their struggles among themselves, as well as with local
powers. Ultimately, this process entered its final stage with the foundation of the
Anatolian Seljuk State.
The study demonstrates that the Kelkit basin, which has not been the subject of
a historical geographical study prior to this project, was actually an important base, or
stepping stone, for the Turkish conquest of Anatolia in the period following the Battle
of Manzikert. Moreover, the fact that the influence of the Byzantine, Armenian and
Georgian forces on the region were eventually broken at the time demonstrated that
opposition to Turkish settlement in Anatolia was no longer a viable approach. Revealing
the historical nature and past of the Anatolian geography – which is located at the
crossroad of civilizations – in a more reliable and comprehensive manner is highly
dependent on the quality and quantity of micro (specific) studies conducted on the
subject.